(ing.)
(ing.); (k.dili.) sevgili yavru
In Turkish, duck is (ing.), dalmak, eğilme.
1. (noun) small wild or domesticated web-footed broad-billed swimming bird usually having a depressed body and short legs 2. (noun) a heavy cotton fabric of plain weave; used for clothing and tents 3. (noun) flesh of a duck (domestic or wild) 4. (noun) (cricket) a score of nothing by a batsman 5. (verb) avoid or try to avoid fulfilling, answering, or performing (duties, questions, or issues) 6. (verb) to move (the head or body) quickly downwards or away 7. (verb) submerge or plunge suddenly 8. (verb) dip into a liquid
(ing.); (k.dili.) sevgili yavru
dalmak; batmak; başını eğmek; eğilmek
eğilme; başını eğme
(A.B.D.); (ask.) hem karada hem suda işleyebilen kamyon. duck and drake (veya) ducks and drakes suda taş kaydırma oyunu . duckboard ıslak veya çamurlu yolda yürümek için döşenmiş bir iki sıra tahta. duck on the rock kaydırak oyunu. fine day for ducks yağmurlu hava. Iame duck (A.B.D.) yeni devre için seçilmemiş fakat kısa bir müddet için daha çalışan senato veya kongre üyesi. Iameduck seçimden sonra eski üyelerin toplantısına ait. Iike water off a duck' back tesirsiz; etkisiz; sonuç vermeyen; faydasız .make ducks and drakes of (veya) play ducks and drakes with hesapsız para harcamak; har vurup harman savurmak. pintail duck kılkuyruk; (zool.) Anas acuta. shoveler duck kaşıkçın; (zool.) Spatula clypeata. take to it like a duck to water seve seve bir işe girişmek; kolay alışmak. duckling ördek yavrusu; ördek palazı duck soup kolay iş.
birden dalış; batış. ducking stool eski zamanlarda ceza olarak üzerine suçluların bağlanıp suya batırıldığı sandalye.
dok denilen bez; branda bezi.
ördek dişi ördek
sakat kimse veya şey; kolay ele geçirilebilen hedef
bir darbeden sakınmak
Anatidea familyasından ördek
başını çabucak eğip kaldırmak
başını veya vücudunu suya sokup çıkarmak; suya daldırmak
bir vuruştan kaçmak için süratle yana çekilmek
Search “duck” in the dictionary Suggest a word or correction