Lexnary
Donate
ENGLISH → TURKISH

“duck” in Turkish

In Turkish, duck is (ing.), dalmak, eğilme.

Meaning in English

1. (noun) small wild or domesticated web-footed broad-billed swimming bird usually having a depressed body and short legs 2. (noun) a heavy cotton fabric of plain weave; used for clothing and tents 3. (noun) flesh of a duck (domestic or wild) 4. (noun) (cricket) a score of nothing by a batsman 5. (verb) avoid or try to avoid fulfilling, answering, or performing (duties, questions, or issues) 6. (verb) to move (the head or body) quickly downwards or away 7. (verb) submerge or plunge suddenly 8. (verb) dip into a liquid

Definition: Open English WordNet (CC BY 4.0)

Turkish dictionary entries

dictionary entry
Turkish

(ing.)

(ing.); (k.dili.) sevgili yavru

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

dalmak

dalmak; batmak; başını eğmek; eğilmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

eğilme

eğilme; başını eğme

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(A.B.D.)

(A.B.D.); (ask.) hem karada hem suda işleyebilen kamyon. duck and drake (veya) ducks and drakes suda taş kaydırma oyunu . duckboard ıslak veya çamurlu yolda yürümek için döşenmiş bir iki sıra tahta. duck on the rock kaydırak oyunu. fine day for ducks yağmurlu hava. Iame duck (A.B.D.) yeni devre için seçilmemiş fakat kısa bir müddet için daha çalışan senato veya kongre üyesi. Iameduck seçimden sonra eski üyelerin toplantısına ait. Iike water off a duck' back tesirsiz; etkisiz; sonuç vermeyen; faydasız .make ducks and drakes of (veya) play ducks and drakes with hesapsız para harcamak; har vurup harman savurmak. pintail duck kılkuyruk; (zool.) Anas acuta. shoveler duck kaşıkçın; (zool.) Spatula clypeata. take to it like a duck to water seve seve bir işe girişmek; kolay alışmak. duckling ördek yavrusu; ördek palazı duck soup kolay iş.

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

birden dalış

birden dalış; batış. ducking stool eski zamanlarda ceza olarak üzerine suçluların bağlanıp suya batırıldığı sandalye.

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

dok denilen bez

dok denilen bez; branda bezi.

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

ördek dişi ördek

ördek dişi ördek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sakat kimse veya şey

sakat kimse veya şey; kolay ele geçirilebilen hedef

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

bir darbeden sakınmak

bir darbeden sakınmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

Anatidea familyasından ördek

Anatidea familyasından ördek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

başını çabucak eğip kaldırmak

başını çabucak eğip kaldırmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

başını veya vücudunu suya sokup çıkarmak

başını veya vücudunu suya sokup çıkarmak; suya daldırmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

bir vuruştan kaçmak için süratle yana çekilmek

bir vuruştan kaçmak için süratle yana çekilmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

Search “duck” in the dictionary Suggest a word or correction

“duck” in other languages

More Turkish words

All English–Turkish words A–Z