Lexnary
Donate
ENGLISH → TURKISH

“stand” in Turkish

In Turkish, stand is durak, durum, duruş.

Meaning in English

1. (noun) a defensive effort 2. (noun) a stop made by a touring musical or theatrical group to give a performance 3. (noun) a support or foundation 4. (noun) tiered seats consisting of a structure (often made of wood) where people can sit to watch an event (game or parade) 5. (noun) a platform where a (brass) band can play in the open air 6. (noun) a support for displaying or holding various articles 7. (noun) a small table for holding articles of various kinds 8. (noun) a booth where articles are displayed for sale 9. (noun) a mental position from which things are viewed 10. (noun) an interruption of normal activity 11. (noun) a growth of similar plants (usually trees) in a particular area 12. (noun) the position where a thing or person stands 13. (verb) put up with something or somebody unpleasant 14. (verb) have or maintain a position or stand on an issue 15. (verb) withstand the force of something 16. (verb) be standing; be upright 17. (verb) put into an upright position 18. (verb) be available for stud services 19. (verb) hold one's ground; maintain a position; be steadfast or upright 20. (verb) be tall; have a height of; copula 21. (verb) be in effect; be or remain in force 22. (verb) occupy a place or location, also metaphorically 23. (verb) be in some specified state or condition 24. (verb) remain inactive or immobile

Definition: Open English WordNet (CC BY 4.0)

Turkish dictionary entries

dictionary entry
Turkish

durak

durak; durulacak yer

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

durum

durum

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

duruş

duruş

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

olmak

olmak; bulunmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

uymak

uymak; uygun gelmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

durmak

durmak; ayakta kalmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

kalmak

kalmak; baki kalmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

tribün

tribün

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

kalkmak

kalkmak; dikilmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

durdurmak

durdurmak; dikmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

portmanto

portmanto

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

inat etmek

inat etmek; ayak diremek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

karışmamak

karışmamak; lâkayt kalmak; yardım etmemek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

arka çıkmak

arka çıkmak; desteklemek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sabit olmak

sabit olmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sebat etmek

sebat etmek; tahammül etmek; çekmek; dayanmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

doğru çıkmak

doğru çıkmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

göze çarpmak

göze çarpmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(den.) gitmek

(den.) gitmek; yol tutmak; doğrulmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

işlemez durum

işlemez durum; çıkmaz

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

yerine geçmek

yerine geçmek; temsil etmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

yön göstermek

yön göstermek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

muteber kalmak

muteber kalmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

yakınında durmak

yakınında durmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(İng.) aday olmak

(İng.) aday olmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(den.) hazır olmak

(den.) hazır olmak; alesta durmak. stand clear emniyette bulunmak. stand down mahkemede şahitlik ettikten sonra çekilmek. stand firm sabit durmak: stand for tarafını tutmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

mahkemede şahit yeri

mahkemede şahit yeri

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

üzerinde ısrar etmek

üzerinde ısrar etmek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(stood) ayakta durmak

(stood) ayakta durmak; kaim olmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(sözüne) sadık kalmak

(sözüne) sadık kalmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

satıcının durduğu yer

satıcının durduğu yer

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

ormanda yetişen ağaçlar

ormanda yetişen ağaçlar

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(kullanılışında) dayanmak

(kullanılışında) dayanmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

satış tezgâhı veya masası

satış tezgâhı veya masası; işporta

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

bir kimsenin bulunduğu yer

bir kimsenin bulunduğu yer

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

belirli bir tarlada bulunan ekin

belirli bir tarlada bulunan ekin

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

belirli bir ölçü uzunluğunda olmak

belirli bir ölçü uzunluğunda olmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

razı olmamak. stand on de temel tutmak

razı olmamak. stand on de temel tutmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

müsamaha etmek. stand in awe of korkmak

müsamaha etmek. stand in awe of korkmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

saksı koymaya mahsus sehpa veya ayaklık

saksı koymaya mahsus sehpa veya ayaklık

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

Search “stand” in the dictionary Suggest a word or correction

“stand” in other languages

More Turkish words

All English–Turkish words A–Z