Lexnary
ENGLISH → TURKISH

“water” in Turkish

In Turkish, water is su, sel, hare.

Meaning in English

1. (noun) a facility that provides a source of water 2. (noun) a liquid necessary for the life of most animals and plants 3. (noun) the part of the earth's surface covered with water (such as a river or lake or ocean) 4. (noun) binary compound that occurs at room temperature as a clear colorless odorless tasteless liquid; freezes into ice below 0 degrees centigrade and boils above 100 degrees centigrade; widely used as a solvent 5. (noun) liquid excretory product 6. (noun) once thought to be one of four elements composing the universe (Empedocles), associated with the humour phlegm 7. (verb) secrete or form water, as tears or saliva 8. (verb) supply with water, as with channels or ditches or streams 9. (verb) fill with tears 10. (verb) provide with water

Definition: Open English WordNet (CC BY 4.0)

Turkish dictionary entries

dictionary entry
Turkish

su

su

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sel

sel

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

hare

hare; kumaşın şanjanı

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

deniz

deniz; göl; nehir

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

gölek

gölek; gölcük; gölet

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sarnıç

sarnıç; baraj

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

subiti

subiti; (zool.) Daphnia. water gap iki dağ arasındaki derin dere; koyak; geçit. water gas hidrojenle karbonmonok- sitten meydana gelen bir çeşit havagazı. water gate set; kapak. water gauge istim kazanındaki suyun yüksekliğini ölçme aleti; su seviyesi göstericisi. water germander sunanesi; sarmısak otu; (bot.) Teucrium scordium. water glass su bardağı

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(b. h.)

(b. h.); (astr.) Kova Burcu

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sulamak

sulamak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sulanmak

sulanmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

suvarmak

suvarmak; su vermek

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su katmak

su katmak; sulandırmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su rezervi

su rezervi

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

hafifletmek

hafifletmek; yumuşatmak. The smell of fresh bread makes my mouth water. Taze ekmek kokusu ağzımı sulandırır.

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

mükemmellik

mükemmellik; kalite

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su kaynakları

su kaynakları

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

sodyum silikat

sodyum silikat

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su birikintisi

su birikintisi

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

harelemek (ipek)

harelemek (ipek)

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su içmek (hayvan)

su içmek (hayvan); suvarılmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(çoğ.) kara suları

(çoğ.) kara suları

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(jeol.) su tabakası

(jeol.) su tabakası; su tabakası seviyesi. water tower su kulesi. water wheel sudolabı

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su gücü. high water met

su gücü. high water met; kabarma

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

kazandaki suyu ölçme aleti

kazandaki suyu ölçme aleti

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

elmasın parlaklık ve şeffaflığı

elmasın parlaklık ve şeffaflığı

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

karşılığı olmadan ilâve olunan sermaye

karşılığı olmadan ilâve olunan sermaye

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su sağlama. water system bütün kollarıyle bir ırmak

su sağlama. water system bütün kollarıyle bir ırmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(çoğ.) sular. water ballet su balesi. water bearer sucu

(çoğ.) sular. water ballet su balesi. water bearer sucu; saka

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su sağlama. water table (mim.) bina yüzündeki alt saçak

su sağlama. water table (mim.) bina yüzündeki alt saçak; yağmur etekliği

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(k. dili) fazla su içirerek yapılan işkence. water flea su piresi

(k. dili) fazla su içirerek yapılan işkence. water flea su piresi

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

karşılığı olmadan hisse senetlerini çoğaltmak. water down sulandırmak

karşılığı olmadan hisse senetlerini çoğaltmak. water down sulandırmak

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

(k. dili) boy atan çocuğa pantolonunun kısa gelmesi. in deep water başı dertte

(k. dili) boy atan çocuğa pantolonunun kısa gelmesi. in deep water başı dertte; müşkül durumda. in smooth water meselesiz; yolunda. low water cezir; inme

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

limanlarda hırsızlık eden serseri. water rights su kullanma hakkı. water snake su yılanı

limanlarda hırsızlık eden serseri. water rights su kullanma hakkı. water snake su yılanı; (zool.) Natrix. water softener suyun kirecini ayırarak yumuşatan kimyasal madde veya tertibat. water spaniel su spanyeli. water supply su rezervi

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

suluboya resim. water cooler su soğutacak kap veya tertibat. water cure (tıb.) su ile tedavi

suluboya resim. water cooler su soğutacak kap veya tertibat. water cure (tıb.) su ile tedavi

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

Saka takımyıldızı. water bed yatak olarak kullanılan içi su dolu büyük plastik torba. water beetle

Saka takımyıldızı. water bed yatak olarak kullanılan içi su dolu büyük plastik torba. water beetle; water bug su böceği; su sineği; (zool.) Hydrophilus. water blister içi suyla dolu kabarcık. water boy işçilere veya sporculara su getiren kimse. water buffalo manda; (zool.) Bubalus bubalus. water cart su arabası. water chestnut su kestanesi; göl kestanesi; (bot.) Trapa natans. water closet tuvalet; apteshane; (kıs.) W.C. water color suluboya

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

suların çekilmiş hali. low water mark tam cezri veya suyun fazla çekildiğini belirten işaret. make water su dökmek

suların çekilmiş hali. low water mark tam cezri veya suyun fazla çekildiğini belirten işaret. make water su dökmek; işemek. of the first water en iyi cinsten. on the water denizde. soft water tatlı su; kireçsiz su. spring water pınar suyu. take the water (belirli bir membadan) su içmek. the waters meşime; son; etene; döleşi. throw cold water on hevesini kaçırmak; soğutmak. watered silk hareli veya dalgalı ipekli kumaş. He worked hard to keep his head above water. Geçinebilmek için çok çalıştı. Sam is a villain of the purest water. Sam hainlerin daniskasıdır. They spend money like water. Su gibi para harcarlar.

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

su saatı. water hammer borularda su gürültusü. water hazard golf oyununda su mâniası. water hemlock sığır baldıranı

su saatı. water hammer borularda su gürültusü. water hazard golf oyununda su mâniası. water hemlock sığır baldıranı; (bot.) Cicuta virosa. water hen su tavuğu. water hole hayvanların su içtiği ufak pınar veya gölcük. water jacket moturu soğutmak için silindirlerin etrafındaki su gömleği. water jump at yarışlarında su mâniası. water level su seviyesi. water lily nilüfer; (bot.) Nymphaea. water line (den.) su hattı. water main yeraltı su borusu. water meter su saatı. water mill su değirmeni. water moccasin Kuzey Amerika'da bulunan kanca-dişli engerek. water nymph su perisi. water on the brain beyinde su toplanması. water polo su polosu. water rat misk sıçanı; su sıçanı; (zool.) Ondatra zibethica

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

dictionary entry
Turkish

çark. water wings yüzme öğrenenler için bir çift sugeçirmez şişirilmiş torba. water witch yeraltı sularının yerini bulabildiğini iddia eden kimse. above water kaygısız

çark. water wings yüzme öğrenenler için bir çift sugeçirmez şişirilmiş torba. water witch yeraltı sularının yerini bulabildiğini iddia eden kimse. above water kaygısız; sıkıntısız. be in hot water başı dertte olmak; güç durumda olmak. be under water su altında kalmak. go water (k. dili) su dökmek; işemek. head of water kaynak yeri; su başı

Source: FreeDict English–Turkish 0.3

Search “water” in the dictionary Suggest a word or correction

“water” in other languages

More Turkish words

All English–Turkish words A–Z